Türkiye’de Kaç Tane Yanardağ Vardır? Bir Kayseri Gece Yürüyüşü
Bir gece, Kayseri’nin soğuk havası içinde yürürken, kafamda bir soru beliriverdi: Türkiye’de kaç tane yanardağ vardır? Hangi dağlar aktif, hangileri uyuyor, hangilerinin hala patlama potansiyeli var? O an bir anda düşüncelerim çığ gibi büyüdü. Kendi kendime cevap ararken, sanki Kayseri’nin o taş duvarlı sokakları da soruya cevap veriyor gibiydi. Bir gün belki de bir yanardağın patlaması gibi içimdeki duygular da böyle patlayacak mıydı?
O Anki Yalnızlık ve Hızla Akan Düşünceler
Saat akşam dokuz civarlarıydı ve sokaklar gerçekten boştu. Birkaç kişi, karanlıkta sessizce yürüyordu. Her şey o kadar sakin görünüyordu ki, neredeyse her adımımın sesini duyabiliyordum. Sadece benim değil, düşüncelerimin de her biri bir adım atıyordu. O an, bir yanardağ gibi patlamaya hazır bir his vardı içimde. Her şeyin çok sakin görünmesi, derinlerde bir yerde fırtınalar kopmasına neden oluyordu.
Geçenlerde kaybolmuş bir şeyimi bulamamanın verdiği o hayal kırıklığı, bazen insanın içinde bir şeylerin lav gibi kaynamasına yol açabiliyor. O kaybolan şey, belki de o günden beri içimde yanmaya devam eden bir kıvılcımdı. Soru aklıma geldi: Türkiye’de kaç tane yanardağ vardır? Bir tür patlama, bir tür ortaya çıkma arzusuydu bu. Kayseri’nin taş duvarları gibi, bazen ruhumuz da taşlaşıyor, dışarıya hiçbir şey yansıtmıyormuş gibi görünüyor ama derinlerde her şey patlamak üzere.
Bir Yanardağla Yüzleşmek: Hayal Kırıklığı ve Heyecan
Gece yürüyüşüm sırasında birkaç adım attım ve gözlerim tekrar gökyüzüne kaydı. Bu şehrin gökyüzü her zaman beni etkiler, ama bugün başka bir şey hissediyorum. O kadar yakın, o kadar ulaşılabilir bir şey gibi gökyüzü. İçimdeki yanardağlar, ne zaman patlayacaklarını bilemeyen, ama her an tetikte bekleyen devler gibi hissediyorum. Türkiye’de 10 aktif yanardağ var, diyorlar. Bu da demek oluyor ki, tam 10 yer, bir anda yerle bir olabilirmiş. Bir anda, her şeyin değişebileceği o patlama anı… O anda sadece bir düşüncenin, bir duygunun hayatı değiştirebileceği gibi.
Bir yanardağ patlarsa, o patlama bir anda tüm çevresini silip süpürür, değil mi? İçindeki lavlar ve gazlarla her şeyi alır götürür. Ama patlama sonrası gelen yeniden doğuş, o kadar farklıdır ki. Yeni topraklar, yeni yollar, yeniden hayat… Bunu düşündükçe, içimde bir umut filizleniyor. Her patlama, bir başlangıçtır aslında. Her yok oluş, bir yeniden varoluşun habercisidir. Erciyes, Ağrı Dağı, Nemrut Dağı gibi yerler, yıllar önce aktifken her şeyin yerle bir olmasına neden olmuşlardı. Ama şimdi? Şimdi orada yeni yaşamlar, insanlar var. Her yanardağ, yeniden doğuşun simgesi.
Kayseri Gece Yürüyüşü ve Yanardağlar Arasındaki Bağlantı
Kayseri’de, Erciyes’i her zaman yüksekten görürüm. Gözlerim, bu dağın zirvesine her baktığında içimde bir şeyler uyanır. Şehir ne kadar da sakin görünse de, dağ tam karşımdadır. İçimde bir yanardağ patlamak üzere gibidir, hep tetikte beklerim. Erciyes’in etrafında gezindiğimde, o dağın görkemi beni büyüler. O dağ, yıllar önce belki de o kadar büyük bir patlama yaşamıştır ki, şimdi sakin ve görkemli bir şekilde başını dik tutuyor. İçimdeki patlama isteği de bazen Erciyes gibi sakinleşiyor. Ama ben hâlâ biliyorum ki, bir gün bir şey değişecek, bir şey patlayacak.
Ve sonra, yürümeye devam ettim. Kayseri’nin o taş sokaklarında, içimdeki yanardağların patlamasını beklerken, bir anda bu sorunun cevabını buldum: Türkiye’de kaç tane yanardağ vardır? 10 aktif, 30 kadar da tükenmiş yanardağ. Bazen insanlar, aktif olan yanardağları görmek için binlerce kilometre yol alır, o patlamanın ve yeniden doğuşun simgesini görmek isterler. Ama belki de ben de, kendi içimdeki yanardağları daha çok fark etmeliyim. Bazen hayal kırıklıkları, içimizdeki lavları daha hızlı hareket ettirebilir. Ama o lavlar, belki de biz yeniden doğduğumuzda en güzel şekli alacaktır.
Sonuç: Bir Patlamanın Ardında Yeniden Doğuş
Bazen kendimizi o kadar fazla baskı altında hissediyoruz ki, dışarıdan her şey yolunda gibi görünse de, içimizde büyük bir patlama bekliyoruz. O patlama, belki de bir hayal kırıklığının ardından gelebilir. Belki de, bir şeyleri kaybettikçe, içimizdeki lavlar daha hızla hareket eder. Ama sonra, o lavlar bir yerden çıkacak, yeniden bir şeyler doğacak. Tıpkı yanardağların patlamasının ardından yeni toprakların, yeni yaşamların filizlenmesi gibi.
Kayseri’nin sokaklarında, gecenin o sessizliğinde yürürken, içimdeki yanardağları hissettim. Bir gün patlayacaklarını ve yeniden doğacaklarını biliyorum. Türkiye’deki yanardağların aktifliğini, her birinin içindeki gücü düşündükçe, aslında ben de kendi gücümü hatırlıyorum. Ve bir gün, o patlama olacak…